Yaşam Boyu Öğrenim.Com | .Net | .Org | Türkiye''nin En Büyük Eğitim & Kültür & Haber Portalı
Üyelik Giriş Yap | Üye Ol | Şifrem Neydi | Canlı Destek Facebook
Kategoriler
Ençok Okunanlar
Son 3 ay içinde okunanlar!
İstatistikler
Üst Kategori3
Alt Kategori29
Toplam Kayıt1373
Toplam Yorum7
Toplam Gösterim6431334
Cem Uzan’dan Şok Açıklamalar
Okuma : 6138
Yazan : Sedat BEYAZ
Tarih : 09.10.2013 05:14:27
Kategori : Gündem
Önceki Sonraki
Uzan, "28 Şubat ve diğer darbelerin sivil ayağıyla ilgili savcıya ifade vermeye hazırım" dedi.



Star Gazetesi’nin sahibiyken, manşetleri Hurşit Tolon’un attığını söyleyen Uzan, "28 Şubat ve diğer darbelerin sivil ayağıyla ilgili savcıya ifade vermeye hazırım" dedi.
TMSF tarafından tüm mallarına 2003-2004’te el konmasının ardından zor günler geçiren ve dört yıl önce Fransa’ya sığınan ünlü iş adamı ve medya patronu Cem Uzan, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Uzan, 28 Şubat postmodern darbesinin sivil ayağı ve medyanın darbelerdeki rolü konusunda da önemli bilgiler verdi. 28 Şubat’ı soruşturan savcılara, "ifade vermeye hazırım" mesajı gönderen Uzan, Türkiye’den ayrılma kararını ise Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ile yaptığı görüşmenin ardından aldığını söyledi. Uzan, Savcı Öz’ün, "Davalardan vazgeç. Hayatını riske atma" diye uyardığını ve bunun üzerine de, "time check out (çıkış zamanı)" diyerek harekete geçtiklerini söyledi.
Uzan’ın Taraf gazetesinin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Şirketlerinize 2004’te el kondu. Bu süreçte beş yıl Türkiye’de yaşadınız. 2009’da ise sürpriz bir kararla Fransa’ya yerleştiniz. Neden Türkiye’den ayrılma kararı verdiniz?
Yaklaşık beş buçuk yıl âdeta hapis hayatı yaşadım. Bazen iki ay evimden hiç çıkmadığım oluyordu. Bugün çocuklarımın banka hesabı açma yetkisi yok. Çalışma izni yok. Hiçbir yerde maaş alma imkânı yok. TMSF yüzünden tedbirli. Hepsinde tedbir var. Bir yerde işe giremezler. Ben niye Türkiye defterini kapattım sanıyorsun.
 
Domates Bile Satamam
Domates satsam dahi aldığım parayı evime götüremeyeceğim. Aylık bin lira alma hakkım yok. Benim evladım bankaya el konduğunda 17 yaşındaydı. Bugün çalışma hakkı yok. En küçük çocuğum bankaya el konduktan bir buçuk ay sonra doğdu. 6 aylıkken mahkemeye götürdüm. Bunların bir kısmı Hanefi Avcı’nın kitabında yazıyor. "Anayasa Mahkemesi’ne gittik baskı yaptık" diyor.
 
Yatağına El Koyarız
Kira sözleşmesi olduğu için oturduğumuz konuta el koymadılar. Ancak TMSF yöneticileri altı sene boyunca, "Otur oturduğun yerde sesini çıkarma. Yoksa çocuğunun yatağını da alır, evden atarız seni" dediler. Senelerce niye sustum sanıyorsunuz. İçişleri eski Bakanı Abdülkadir Aksu. Bakan emriyle 2003’te yurtdışına çıkış yasağı koydu. Beş buçuk, altı sene ev hapsinde yaşadım. Evden de ne zaman atılacağımı bilmiyorum. Her görüşmede imâ ediyor TMSF yöneticileri, "Evden atacağız" diye mesaj gönderiyor. Cemil Çiçek’in "Niye o evde oturuyor" diye beyanatı var.
 
Zekeriya Öz Tehdit Etti
En son Zekeriya öz tehdit etti. Şubat 2009’da beni çağırdı. Levent Ersöz’le hayatımda bir kez görüştüm. Gizli kameralarla kaydetmiş. Tanık olarak çağırdı. Görüntüyü seyrettirdi. "Bu siz misiniz" dedi. "Evet" dedim. Beş dakika kadar kaseti ve görüşmeyi konuştuk. Sonra konu Libananco davasına geldi. Savcı ile bir saat Libananco konuştuk. "Bak Cem Bey" dedi. "Eski servetin yok. Fena da yaşamıyorsun. Bunu kapatsan. Bu davalardan vazgeç. Sağlığını düşün, hayatını niye riske atıyorsun" dedi. Ben de bütün alarmlar çaldı. Yurtdışından bir iki kişiyi aradım. Bunları anlattım, ne düşünüyorsunuz dedim. Onlar da "time check out (otelden çıkış) zamanı gelmiş" dedi. Çıkış için düğmeye bastık.
 
Öldürülmekten mi Korktunuz?
Öldürülmekten daha çok mahkûmiyet bekliyordum. Öldürülme riski muhakkak vardı. Vurmak daha az ihtimal. Hapis cezasının da olmaması gerekir. Ama bilirkişi hokkabazlığını biliyorum. Kumpaslar kurulduğunu biliyorum. Onun için her şey olabilirdi.
 
Yavuz, "Fatih Çekirge’yi At" Dedi, Dinlemedim
O zaman hapis korkusu mu etkili oldu?
Korkmadım dersem yalan söylemiş olurum. Bugün bir sürü davadan içerde olan insanlar da atılacaklarını tahmin etmiyorlardı. Cesur olmak ile akıllı davranmak başka şey. "Bana bir şey olmaz," demek doğru olmaz. 2003 yılının Şubat ayı idi. Genç Parti’nin büyük kongresi vardı. Kongreden bir hafta sonra Yavuz Onursal geldi. "Patron, Çeaş ve Kepez’e el koyacaklar" dedi. Otelin kral dairesinde oturuyorum. "S…. git lan" dedim. "Çeaş ve Kepez’in kimseye borcu yok, 30 milyon dolar da temettü dağıtacak. Bunlar masal" dedim. Yavuz ısrar etti, "Sen beni dinle, çalışma yapılıyor. Sen Fatih Çekirge’yi kov" dedi. Ben insanlara sadık davranırım. İhtimal vermedim. Ama hepsi oldu.
 
Öz, Hayatımı Kurtardı
Zekeriya Öz’ün söylediği sözler belki de benim hayatımı kurtardı. Bunu bilinçli yaptığını sanmıyorum. Belki de boş bulundu söyledi. Zekeriya Öz’ü hiç tanımam. Hayatımda da bir kez gördüm. Her ne niyetle olursa olsun söylediği sözler bende alarm zillerinin çalmasına yol açtı.
 
Yavuz Onursal, 2003’te Fatih Çekirge’nin İşten Atılmasını Niye İstedi?
Hükümet aleyhine yayın yaptığı için. Yavuz’un bununla ilgili bazı gerekçeleri vardı. Bazı şeyleri de daha sonra öğrendim.
 
Çekirge'yi İşten Niye Attım
Yanılmıyorsam Fatih Çekirge O Tarihlerde İşten Ayrıldı
Fatih Çekirge’nin işten ayrılması, daha doğrusu benim işten atmam, İmarbank’a el konmasının ardından oldu. Bankaya el kondu. Aydın Doğan medyası her gün küfür ediyor. Kimseye "Cevap verin" bile demedim, bekliyorum. 15-20 gün geçti, bizim medyadan ses yok. Gazetenin olduğu kat var ya, "Mikrofon koyun ben geliyorum" dedim. Herkesi topladım. Geçtim mikrofonun başına, "Adamlar her gün hırsız diye bağırıyor. Ben hırsız değilim, ailem de değil. Aranızda benim ve ailemin hırsız olmadığına inanmayan kimse varsa, tazminatını alsın gitsin" dedim. Yarım saat sonra Fatih (Çekirge) geldi. "İstifa ediyorum" diyecekmiş. İstifa edeceklerini önceden duymuştum. Yılmaz Özdil, Fatih Çekirge, Barbaros ve diğerleri... Hiç biriyle görüşmedim. Sekretere de "S… gitsinler" dedim.
HABER RESİMLERİ
Üç Milyon Dolar Ödedim
Bu insanları baştacı etmiş olmak ve bu kadar imkânlar vermek benim hatam. Ben her zaman yöneticilerime "Hatalarınızı açıklamaktan çekinmeyin" derdim. Karar veren kişi her zaman hata yapar. Sen 10 karar verirsin, üç hata yaparsın. Hiçbir zaman "hata yaptım" demekten gocunmadım. Bu kadro da benim hatam.
 
Söz konusu yöneticilere yaptığınız transfer ödemeleri de sektörde her zaman tartışma konusu oldu. Örneğin Fatih Çekirge’ye 5-6 milyon dolarlık transfer ödemesi yaptığınız doğru mu?
Hayır, Star gazetesini kurarken, Fatih Çekirge’ye transfer parası olarak üç milyon dolar verdim. Ekibin kurulmasına ve yayın politikasına ise hiçbir zaman karışmadım. Diğer yöneticileri kendileri seçti.
 
Sözleşme süresinden önce gazetenizden ayrılan yöneticilerden tazminat istediğiniz iddia edildi, bu doğru mu?
Kimseden tazminat istenmedi. Ancak sözleşmeler belirli süreler için imzalandı. Transfer parası alan bazı yöneticiler ise sözleşmede yer alan süre dolmadan ayrılmak istedi. Bu kişilerden talep edilmiş olabilir. Örneğin Uğur Dündar, sözleşme süresi dolmadan şirketten ayrıldı ve kendisi transfer parasının kalan kısmını iade etti. Yine, Star’ın ilk yıllarında temsilcilik yapan Erdal Sağlam da, sözleşme süresinden önce ayrıldı. Dönemin Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp Kemâl Bey’i (Uzan) aramış. Transfer parasının talep edilmemesini istemiş. Kemâl Bey de bana söyledi. Ben de, "Benim paramı niye bağışlıyorsun" diyerek karşı çıkmıştım. Buna benzer olaylar yaşandı. Yoksa hiçbir çalışan o dönemde mağdur edilmedi.
 
Manşetler Tolon’dan
Star’ın o dönemdeki yayınları hep tartışma konusu oldu. Özellikle, sizin bu yayınlarla darbeleri desteklediğiniz öne sürüldü. Bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Star, 1999’da yayına başladı. Kuruluşundan itibaren başında Fatih vardı. Ben yayınlara hiç karışmadım. Yayınları Fatih Çekirge ve Yılmaz Özdil belirliyordu. Hurşit Tolon’un talimatları ile her gün manşet atıldığını bilmiyordum. Bilseydim o an kovardım. Çekirge, "Benim babam kontrgerilladır" diye övünen bir adamdır. Ergenekon’da birçok davada olduğu gibi, masum olanlar da var, olmayanlar da vardır. Ancak böyle bir darbe olayı varsa, Fatih Çekirge dibine kadar içindedir. Aydın Doğan da içindedir. Birçok insan mahkemelerde yargılanıyor. Bununla ilgili olarak birçok kişi ceza aldı. Savcılara "Gelin, bana sorun" diyorum. 28 Şubat için, diğer darbeler için, bildiklerimle savcılara hazırım. İsterlerse yazılı, isterlerse sözlü olarak ifade vermek istiyorum.
 
Siyaset kulislerinde, yöneticilerinizin askerin darbe yapacağı konusunda sizi yanılttığı konuşulur. Hatta yıllardır kulislerde Fatih Çekirge’nin, size "Patron, şimdi Genelkurmay’dan çıkıyorum, askerler çok kızgın yakında darbe yapacak" dediği konuşulur. Bu rivayetler doğru mu?
Fatih bana, "Darbe olacak" diye doğrudan bir şey söylemedi. Hep, "mutlaka bir şeyler yapacaklar ama buna izin vermezler" tarzında söylerdi. O günlerde ben siyasetteyim. Darbe olmasını ister miyim? Onun için öyle bir şey söylemesi mümkün değil. Gazetecilere anlatmıştır. Bana böyle bir şey söylemedi. "Müsaade etmezler, izin vermezler, yaptırmayacaklar" derdi. Darbe olsa, genel başkan olarak beni de götürürlerdi.
 
Ersöz'den Huylandım
Ergenekon operasyonu sırasında Levent Ersöz ile yaptığınız görüşme de gündeme geldi. Görüşmenin amacı neydi?
Levent Ersöz ile hayatımda bir kez görüştüm. O da bunu gizli kameralarla kaydetmiş. 2004’ün Şubat’ı. "Şener Eruygur görüşmek istiyor" dediler. Medya sahibisin. Jandarma komutanı çağırdı gitmeyecek misin? Gittik karargâha. Orada "Yandan girin, garajdan girin, ordan girin, burdan girin" diyerek, dolaştırdılar beni. Bir kata çıktık. Bir albay geldi. Levent Ersöz’ün odasına geçtik. Tanımıyorum. Ben huylandım. Onunla görüşmeye gelmedim ki. Sohbet, muhabbet. O sırada bir iki soru sordu. Bu hükümeti siyasi olarak sevmiyorum. Huylandığım için diplomatik davrandım. "Ne yapacağınız beni ilgilendirmez" dedim. "Darbe yapacağız" şeklinde bir sözleri olmadı. Onlar da benim temkinli olduğumu gördüler. Ona göre davrandılar.
 
Bu görüşmenin dışında, Genelkurmay’a veya komutanlıklara gitmediniz mi?
O görüşmemin dışında gitmedim. Bir de daha önce anlattığım 28 Şubat sürecinde Özkasnak Paşa’dan fırça yeme olayı var. Ben o günlerde Londra’da yaşıyordum. Medya olarak sadece Star TV vardı. Başında da Allah rahmet eylesin ve nur içinde yatsın Ufuk Güldemir gibi omurgalı bir insan vardı. O yüzden, 28 Şubat sürecinin içinde en ufak bir şekilde bile olmayan tek medya grubu Star Medya Grubu’dur. Ama, Aydın Doğan ve Dinç Bilgin, Ertuğrul Özkök, Zafer Mutlu, Fatih Altaylı, Sedat Ergin, Fatih Çekirge 28 Şubat’ın her yerinde vardır.
 
Mesut Yılmaz Bizi Cezalandırdı
Aydın Doğan ve Dinç Bilgin’in, 28 Şubat’a verdikleri destek nedeniyle aldıkları rüşvet Poaş ve Etibank olmuştur. Mesut Yılmaz geldikten sonra ilk cezayı bize kesti. Mesut Yılmaz hükümeti döneminde bir gün akşam üstü Hakan (Uzan) aradı, "Abi battık" dedi. "Ne oldu" dedim. "Devlet bizden bir hafta içinde, nakit olarak 500 milyon dolar istiyor" dedi. Meğer, Ulaştırma Bakanı Necdet Menzir’e talimat vermişler. Karamehmet ve bizden, 500’er milyon dolarlık lisans bedellerini istiyorlar. Üstelik talimatta, "500 milyon doları vezneye yatırın" demişler. Yani parayı, bakanlığa getirmemizi istiyorlar. Amaçları bizi zor durumda bırakmak. Üç ay içinde parayı ödedik. Yani iki medya grubu ödüllendirilirken, biz ise cezalandırıldık.
 
Kardeşi Ofisi Bastı
Star TV ’de, Uğur Dündar dönemiydi. Bir gün Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut ofisime geldi. Başladı, hakkında çıkan haberlerle ilgili konuşmaya. Bağırıp çağırıyor. "Dur" dedim, Uğur’u (Dündar) çağırdım. Uğur geldi, "Ne meseleniz varsa halledin" dedim. Anlaşamamışlar. Konu davalık oldu. Bir gün avukatlar, Uğur Dündar’ın mahkemeye verdiği ifadeyi masama getirdi. Baktım, "ben sadece spikerim, sadece hazırlanan haberleri okurum" diye ifade vermiş. Buna çok kızdım. Bu olay, Uğur ile yollarımızın ayrılmasına neden oldu.
 
Siyaset Dünyasını Karıştıracak Açıklama
Taraf gazetesi Ankara Temsilcisi Hüseyin Özay, eski Genç Parti lideri Cem Uzan ile röportaj yapmış, Uzan o röportajda Zekeriya Öz’ün kendisini tehdit ettiğini söylemişti.
Bugün de Taraf’ta röportajın ikinci bölümü yayınlandı. Uzan Taraf’a yaptığı açıklamada AKP ve DYP’den milletvekilliği teklifi aldığını söyledi. Uzan, ayrıca seçimden sonra Abdullah Gül’ün boynuna sarılarak "sayende tek başımıza iktidar olduk" dediğini anlattı.
 
İşte Taraf’ta Yayınlanan O Röportaj:
"Çiller ile Yalıda Pazarlık Yaptık"
 
Uzan Grubu’na yönelik operasyon size göre niye yapıldı?
Ben siyasete girdiğim için. Ben siyasete sadece o günkü konjonktürde ülkeme hizmet etmek için girdim. Ben ve ailem bu konuda çok ağır fatura ödedik. Hâlen de ödenmeye devam ediyoruz. Uzan Grubu’nun başına gelenler Aydın Doğan ve Motorola gibi bazı grupların birlikte kurdukları bir komplodur. Dönemin TMSF’si de bu komplonun içindedir. Deutsche Telekom 2001′de Telsim’e 9 milyar dolarlık teklif verdi. Ben reddettim. Cebime, aileye, hissedarlara 9 milyar dolar girecekti. 4.5 milyar dolara sattılar. Yazık günah değil mi?
 
Siyasete Askerlerin tavsiyesi ile girdiğiniz, hatta Genç Parti’yi de askerlerin kurdurduğu iddia edildi. Darbe olursa da sizin başbakan olacağınız öne sürüldü. Bu doğru mu?
Uzaktan yakından ilgisi yok. Hiç kimsenin imâsı bile olmadı. Ben siyasete girmeye 1999 yılında karar verdim. 1991'de Tansu Çiller’e yalısında siyasete girmek istediğimi söyledim. Çok açık, "her türlü desteği veririm" dedim. "2000 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi var. Siz başbakan olursunuz, ben dışişleri bakanlığı istiyorum" dedim. "Siz 2000′de cumhurbaşkanı olursunuz. Ben de partiyi devralırım" dedim. Bu kadar açık konuşunca siyasetçiler ürküyorlar. "Cem Bey bir düşüneyim" dedi.
 
Sezer Yerine Çiller Cumhurbaşkanı Olacaktı
Plan Niye Tutmadı?
3 Kasım seçimlerinin ardından. Abdulah Gül Başbakan. Gül, "Cem’ciğim, Allah senden razı olsun. Senin sayende tek başımıza iktidar olduk" dedi. Çiller bir süre düşündü. Hatta yanındaki bir iki kişiye de teklifim konusunda danışmış. Sonradan duyduğuma göre, Celâl Adan karşı çıkmış. "Partiyi elinizden alır" demiş. Tansu hanım bir süre sonra "yapamayacağım" dedi ve teşekkür etti. 1999′da kılpayı kazandı. Teklifimi kabul etseydi Çankaya’ya çıkardı. 2000′de Ahmet Necdet Sezer yerine Çiller Cumhurbaşkanı olacaktı.
 
Ak Parti'den Vekillik Teklifi Geldi
Ben de Tansu Çiller’in teklifimi kabul etmemesi üzerine parti kurma çalışmalarına başladım. 2002′de kendi partimi kurdum. Parti kurulduktan sonra 2002 seçimleri öncesinde Ak Parti’den ve Doğru Yol Partisi’nden milletvekilliği teklifi geldi. Doğru Yol’un teklifi bizzat Tansu hanım’dan geldi. "Dört sene geç kaldınız" dedim. O seçimde yüzde 9.9 ile barajın altında kaldı.
 
Abdullah Gül "Cem’ciğim" Diyerek Boynuma Sarıldı
HABER RESİMLERİ
 
3 Kasım 2002 Seçimlerinin Ardından AK Parti Yöneticileri İle Hiç Bir Araya Geldiniz mi?
3 Kasım seçimlerinin hemen ardından Abdullah Gül Başbakan oldu. Dışişleri Bakanlığı konutunda Irak ile ilgili brifing veriyor. Rahmetli Ecevit ve İsmail Cem var. Tüm siyasi parti liderlerini çağırdı. Ben de 10 dakika geç kaldım. En son ben geldim. İçeri girdim. Gül, yerinden kalkarak yanıma geldi ve "Cem’ciğim, Allah senden razı olsun. Senin sayende tek başımıza iktidar olduk" diyerek sarıldı ve öptü. "Ya ne demek kısmet bu" dedim.
 
Genç Parti Yüzde 7.2 Oy Aldı. Bu Kadar Oy Almayı Bekliyor muydunuz?
Daha fazla oy bekliyordum.
Bu Oyu Köfte Döner Dağıtarak Aldığınız İddia Edildi. Bu İddialara Ne Diyorsunuz?
Bir defa Karabük’te öğlen döner dağıtıldı. Onun dışında hiçbir mitingde köfte döner dağıtılmadı. Aydın Doğan ve Dinç Bilgin, partiyi küçültmek için böyle iddialar ortaya attılar. Öpmeye kalktığı zaman görürsün. Bunu günde 300 defa yapsana. İzmir’de 3 bin 500 fotoğraf çektirdim. Bir günde gülsene 3 bin 500 defa. Seçim vaatleriniz o dönemde epey bir tartışma konusu oldu. Bizim seçim vaatlerimizin büyük kısmı bugün hayata geçirildi. "Ders kitapları bedava olacak" dedik, oldu. "Üniversitelerin sayısı artacak" dedik, arttı. Buna benzer birçok vaat yerine getirildi. "Vaatlerin kaynağı ne?" diye sordular. Sigaranın fiyatı 4′e katlanacaktı. Ama millet başka tercih yaptı.
 
Hanefi Avcı Bana Tuzak Kurdu
2007 yılı seçimlerinden önce siz gözaltına alınmıştınız? Mahkeme ise serbest bıraktı. Gözaltı olayı nasıl gerçekleşti?
Hulki Cevizoğlu’nun programına katıldım. Özel uçakla İstanbul’a döndüm. Salondan yatak odasına çıkacağım. Biraz yorgun hissettim kendimi. Kapı açıldı. Çalışan çocuklardan birisi geldi. "Efendim siz gözaltına alınmışsınız" dedi. Yüzü bembeyaz olmuş. "Hangi kanalda?" dedim. "ShowTV’de" dedi. Baktım bütün kanallar veriyor. "Tamam, bir şey oluyor. Ben bir gidip duş alayım" dedim. Duşa girdim. Kapı açıldı. Alara, "geldiler" dedi. "Tamam iki dakika beklesinler geliyorum" dedim. Banyodan çıktım. Yatak odası polis dolu. O gece emniyette tuttular. Konuşmadım. Sorguya aldılar. Avukatımın gelmesine müsaade etmiyorlar. Polisten sonra savcıda sorgu var. Ben "Susma hakkımı kullanacağım" dedim. Ama "Bütün soruları soracaksınız bana" dedim. Böyle olunca iki saatte sorgu bitti. İstemeye istemeye beni de savcıya götürdüler. Hâkim başladı kararını okumaya en sonunda, "Cem Uzan’ın serbest bırakılmasına" dedi. Daha sonra öğrendim, meğerse televizyon haberi komploymuş. Evin etrafı çevrilmiş. Benim kaçmamı istiyorlardı. "Kaçarken yakalandı" diyerek benim tutuklamamı isteyeceklermiş. Ben kaçacağım ya "kaçarken yakaladık" diye hâkime götüreceklermiş. Bu komployu da Hanefi Avcı hazırlamış. Kimse, bu kadar akıllı, zeki olamaz. Verilmiş sadakamız varmış. Allah’ın bir lütfü işte.
 
Bu Süreçte Sizi En Çok Üzen Olay Neydi?
Birçok olay var. Ancak, şirketlere el konduğu günü yani 14 Şubat’ı unutamıyorum. Binanın önüne gittim. Polis kordonu vardı. "Yürüyemezsin" dediler. "Ne zamandır sokakta yürümek yasak" diye bağırdım. "Kaldırımda da mı yürüyemeyeceğim" dedim. Bir kısmı insanlar da parmaklılar arasında geldiler. Ben ağladım. Eve döndüm. Evi derhal tahliye et dediler. Haciz yapmaya gelmişler. Ana avrat küfrettim. "Cumartesi, Pazar haciz yapılmaz" dedim. Güneş battıktan sonra hacize gidemezsin. "Mahkeme, küfür ettin mi" dedi. Ettim "Aynı şey bir daha yaşansın yine küfrederim" dedim."
 
Papermoon’da Sivil Polisler Bastı
İmarbank operasyonunun ardından tüm hayatımız kontrol altına alındı. Bu süreçte bazen aylarca evden çıkmıyorum. Uzun süre tek A. Yalçındağ, bu tiraj bu şekilde kabul edilemez dedi. Siz fiyatınızı düşürün dedim. Kalktılar gittiler. Bunlar bizi kamyondan atacaklar dedim. Ben o dönemde her gün beş tane miting yapıyordum. Tokalaşmaktan ellerim yara içinde kalırdı. Anadolu köylüsünün eli ne kadar güçlüdür. Şöyle seni ensenden çekip. Etkinliğim Cumartesi günü arkadaşlar ile buluşup kafa çekmek oldu. Bir iki gittik. Üç gittik. Bir hafta kıyıya gidiyoruz, bir hafta Papermoon’a. Papermoon’dayız. 8-10 kişilik masa. Yandaki bir masa bulunuyor. İki kişi oturuyor. Durmadan çay içiyorlar. Yarım saat 45 dakika oturdular. Adamlar aynlınca garsona "bunlar kim?" diye sordum. "Abi sivil polis" dedi. Meğerse, bizim konuşmaları şifre sanmışlar. Ve gizli toplantı yapmaya geldiğimizi düşünmüşler ve ekip gönderilmiş. 5.5 sene böyle geçti.
 
Kamyondan Atmaya Kalktılar
Uzan Grubu’na yönelik operasyonun perde arkasında Aydın Doğan ve Dinç Bilgin olduğunu iddia ediyorsunuz. Bunun sebebi nedir? Yani aranızdaki düşmanlığın sebebi ne olabilir?
Örneğin benim kurduğum gazete 1 milyon 200 bin sattı. Dinç Bilgin’in de dağıtım şirketine ortak oldum. Bir gün, beni Nail Keçili aradı. "Aydın Doğan ile Dinç Bilgin seninle görüşmek istiyorlar" dedi. Kardeşim Hakan, Fatih Çekirge ve ben, üçümüz gittik, öbür tarafta, Kenan, Zafer Mutlu, Dinç Bilgin, Ertuğrul Özkök ve Mehmet Ali Yalçındağ. Aydın Bey yok. Almanya’dan geliyor. "Geç gelecek" dediler. "Ben sizinle değil Aydın Doğan ile görüşmek istiyorum" dedim. Mehmet Ali Yalçındağ hemen konuya girdi. Yanlış hatırlamıyorsam, "Gazeteyi 50 kuruşa düşürdün" dedi. Gazetenin fiyatını dörtte bire indirmiştik. Yalçındağ, "Bu tiraj bu şekilde kabul edilemez. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil" dedi. Sigara istedim. Sigara içmem ama yanımdakilerden bir sigara istedim. Sigarayı yaktım. Bir nefes aldım. "Siz fiyatınızı düşürün" dedim. "Bunu kabul etmemiz mümkün değil" diye cevap verdi. Ben de "toplantı bitmiştir" dedim. Tarih Ekim 2000 gibi olacak. Bunlar kalkıp gittiler. Toplantı 3 dakika sürdü. 15 dakika sonra kalktık. "Bunlar bizi kamyondan atacaklar" dedim. "Yani dağıtımdan düşürecekler" dedim. Kimse inanmadı.
 
Bir Gecede Tüm Dağıtım Personelini Transfer Ettim
Toplantı Pazartesi günü oldu. Dağıtım şirketinde 228 kişi çalışıyordu. İstanbul, Ankara ve İzmir’de dağıtımda 226 kişiyi transfer ettim. Bekçiyi bile transfer ettim. Bunlar beni kamyondan atmayı planlıyordu, ben onları şirketten attım. Önce dağıtımın başındaki genel müdürü transfer ettim. Avukatımı ve muhasebecimi özel uçakla sabaha kadar tüm illeri dolaştırdım. Ve 24 saatin sonunda dağıtım şirketinin 226 personeli de benim elemanım haline geldi. Yani Dinç Bilgin ile ortak olduğumuz dağıtım şirketinin içi boşalmış oldu.
 
Aydın Doğan ve Dinç Bilgin’in Tepkisi Ne Oldu?
Cuma gecesi benim gazetem, yani Star dağıtılmayacaktı. Benim personelime, Star’ı kamyona almayın talimatı veriliyor, tabi hiç birisi dinlemiyor. Kamyondan atılan Sabah oldu. Sabah dağıtılamadı. Daha sonradan duydum, Dinç Bilgin Aydın Doğan’a yalvarmış. Ve Sabah’ın dağıtımını onlar yapmış. Aradan seneler geçti. Bir arkadaşım geldi. Dinç Bilgin ile birlikte Etibank’tan yargılanan bir kişiydi. Dağıtımın başındaymış. Dinç’in yanında bu işlere bakan kişiymiş. Kamyon operasyonu için "Ben böyle bir operasyon görmedim" dedi.
 
Sizi Kamyondan Atacaklarını Nasıl Anladınız?
Çünkü bu onların klasik oyunlarıdır. Daha önce de Mehmet Ali Ilıcak’ı aynı yöntemle kamyondan attılar. Bir gün teknede oturuyoruz. Mehmet Ali Ilıcak da var. Oğlum seni kamyondan atacaklar dedim. Olmaz öyle şey dedi. Ben Dinç Abi’nin teknesinde kalıyorum. Beni çok seviyorlar gibi şeyler söyledi. Sonra kamyondan atıldı.
 
Aydın Doğan "Dinç Bilgin İle Ortak Olma” Dedi
Dinç Bilgin’in dağıtım şirketine ortak oldum. Bilgin ile anlaşmayı imzaladık. Ertesi gün beni aradılar. "Dinç Bilgin ile ortak olma bizimle ol," dediler. "Bedavaya ortak ol aynı hisseyi al," dediler. Ben, "Hayır, söz verdim mi bir daha dönmem," dedim.
 
Aydın Doğan Rüşvet İstedi İddiası
Bu olaylar yaşanırken Aydın Doğan ile hiç görüşmediniz mi?
Bodrum’da görüştüm. Aydın Doğan 40 gün benim aileme saldırdı. 40 gün sesimi çıkarmadım, 41. gün randevu alıp gittim. Bodrum’da evinde birebir görüştüm. "Verirsin 38 milyon dolar, yayınları keseriz," dedi. Görüşme 2001 yılının Ağustos ayında gerçekleşti. Bu görüşme onun yanında çalışan birisi tarafından kaydedilmiş. Kendi konuşmalarını da kaydediyor. Oradan birisi bana gönderdi. Benim ofisimde vardı. Ofisler basıldığında savcılığın eline geçti. Savcılık bantla ilgili olarak ifadeye çağırdı. Ertuğrul Özkök ile birlikte ifadeye gittiler.
Yorumlar 0
Copyright
Sayaçlar | Bugün : 653 - 3998 - 4651 | Dün : 695 - 8581 - 9276 | Toplam : 850644 - 7803903 - 8654242 | Üyeler : 0 - 926 | Online : 0 - 42

İstatistikler | Neler Yaptık | Hakkımızda | İletişim | SiteMaps | Rss
2o10-2o15 © Copyright Yaşam Boyu Öğrenim.Com | .Net | .Org. |
Türkiye'nin En Büyük Eğitim & Kültür & Haber Portalı
Hızlı Sohbet